+90 232 445 01 24
·
[email protected]

Zamanaşımı ile Hak Düşürücü Süre Kavramları ve Bu Kavramların Farkları

A) ZAMANAŞIMI

Bir hakkın zamanaşımına uğrayabilmesi için öncelikle zamanaşımına tabi bir hak olması ve kanunda belirtilen sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Kanunda belirtilen bu sürenin dolması ile hakkın dava edilebilirliği ortadan kalkmaktadır. Zamanaşımı, def-i niteliğinde olup ancak tarafların ileri sürülmesi ile hakimce dikkate alınır. Hakim re’sen borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığını araştırmaz. Zamanaşımı def-i, ön inceleme aşamasının sonuna kadar ileri sürülmelidir.

Zamanaşımı kavramının doktrinde bilinen iki türü mevcut olup bunlar kazandırıcı zamanaşımı ve düşürücü zamanaşımı olarak adlandırılmaktadır. Kazandırıcı zamanaşımı eşya hukukunda düzenlenmektedir. Buna göre; başkasını ait bir malı, kanunda belirtilen sürelerde elinde bulunduran kişi, kanunda öngörülen koşulları gerçekleşmesi halinde o şeyin mülkiyetini kazanmaktadır. Düşürücü zamanaşımı ise kural olarak alacak haklarına ilişkindir. Düşürücü zamanaşımı, kanunda belirlenen süreler içerisinde, alacaklının alacağına kavuşmak için herhangi bir harekette bulunmaması sonucu alacağın ifasını isteme hakkının ortadan kalkması olarak tanımlanabilir. Yazımızın devamında “zamanaşımı” olarak belirttiğimiz kavram “düşürücü zamanaşımı” niteliğinde olacaktır.

Her hak gibi, zamanaşımı def’i de dürüstlük kuralına uygun olarak kullanılmalıdır. Bazı hallerde borçlunun zamanaşımı def’ini ileri sürmesi, hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edebilir. Peki, hangi hallerde hakkın kötüye kullanılmasından söz edilebilir? Bu hususta genel olarak, borçlunun borcu ödeyeceğine dair alacaklıda haklı bir güven oluşturarak zamanaşımı süresinin geçmesine sebep olması durumu karşımıza çıkmaktadır. Bu gibi hallerin varlığı ispatlandığı taktirde zamanaşımı def’i dürüstlük kuralına uygun ileri sürülmediğinden hakim tarafından dikkate alınmaz.

Kanunda aksi düzenleme bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu nedenle 10 yıllık zamanaşımına olağan zamanaşımı, kanunda farklı süreler belirlenmiş olan zamanaşımına ise olağanüstü-özel zamanaşımı denilmektedir. Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlamakta olup sürenin işlemeye başlaması için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekmemektedir.

Zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra kesintisiz olarak devam eder mi? Muacceliyet ile birlikte süre işlemeye başladıktan sonra değişen koşulların zamanaşımı süresine bir etkisi olarabilir mi? Türk Borçlar Kanunu’nun 153. Maddesinde zamanaşımını durduran sebepler sayılmaktadır. Ancak kanunda sayılan sebepler sınırlı sayıda olmayıp farklı konularda başka sebepler de öngörülebilmektedir. Bu nedenle her somut olaya göre ayrıca incelenmelidir. Durma sebeplerinde genel olarak alacaklı ve borçlu arasındaki ilişki ve alacaklının hakkını Türk Mahkemelerinde dava edebilirliği hususu önem arz etmektedir. Zamanaşımını durduran sebep ortadan kalkarsa, zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye devam etmektedir.

Borç ilişkisinin taraflarından veya yetkili makamların eylemlerinden kaynaklanan bazı hallerin varlığı halinde ise zamanaşımı süresi kesilir. Sürenin kesilmesi, o ana kadar  işlemiş olan sürenin ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Kesme sebeplerinin ortadan kalkması halinde zamanaşımı  süresi tekrar en baştan başlamaktadır. Zamanaşımını kesen sebeplerde daha çok borçlunun davranışlarının alacaklıda uyandıracağı izlenim ve alacaklının hakkını elde etmek konusunda gösterdiği uğraş özellik teşkil etmektedir.

B) HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE

Kanunda belirtilen süre, söz konusu hak kullanılmaksızın geçirildiği takdirde hakkın özü son buluyorsa hak düşürücü süreden söz edilmektedir. Burada sürenin dolması ile birlikte sadece hakkın dava edilebilirliği değil hakkın kendisi de yok olmaktadır. Hak düşürücü süreler genel anlamda hukuki bir durumun daha hızlı çözüme kavuşturulmak istendiği hallerde öngörülmüştür. Bu nedenle, kanunda belirtilen hak düşürücü süreler çok uzun zaman dilimlerini içermemektedir.

Hak düşürücü sürenin geçmesi ile hak sona ereceğinden, hak düşürücü süre savunması itiraz niteliğindedir. Taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bunun yanında, taraflar ileri sürmese dahi hakim re’sen inceleme yaparak hak düşürücü sürenin aşılıp aşılmadığını tespit edebilir. Hak düşürücü sürenin durması veya kesilmesi mümkün değildir. Ancak hak düşürücü sürelerin mücbir sebep ve yasada belirtilen bazı hallerde saklı tutulması mümkündür.  Kanunun mahkemeye, mücbir sebep dolayısıyla süreyi uzatma hususunda takdir yetkisi tanıdığı durumlar mevcuttur. Bu gibi durumlarda ve  usule ilişkin işlemlerin mücbir sebep dolayısıyla yerine getirilemediği hallerde eski hale getirme kurumunun öngörüldüğü durumlarda hak düşürücü süre yerine mahkemece yenisi verilebilir.

C) FARKLARI

  • Zamanaşımının ileri sürülmesi ile söz konusu hakkın dava edilebilirliği ortadan kalkar. Ancak sürenin dolmasından sonra borçlu tarafından borç ifa edilirse bu ifa geçerli olur ve geri istenemez. Zira zamanaşımının dolması ile alacak hakkı ortadan kalkmaz. Hak düşürücü sürenin geçmesi durumunda ise, hak tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle hak düşürücü süre içerisinde yapılmayan işlemler delil niteliğinde değerlendirilemez.
  • Zamanaşımı def’i niteliğinde olup, ön inceleme aşamasının sonuna kadar ileri sürülebilir. Hakim bu hususa ilişkin re’sen araştırma yapmaz. Hak düşürücü süre ise itiraz niteliğindedir ve her aşamada ileri sürülebilir. Taraflar ileri sürmese dahi hakim re’sen hak düşürücü sürenin geçirilip geçirilmediğini incelemek durumundadır.
  • Hak düşürücü süreler genellikle zamanaşımı sürelerine göre daha kısadır. Zamanaşımı süresi için kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı sürece 10 yıl olarak uygulanmaktadır. Hak düşürücü süre için öngörülmüş genel bir süre yoktur. Kanunda, uygulanması gereken durumlarda özel olarak belirtilmiştir.
  • Zamanaşımı süresi kanunda belirtilen hallerde durabilir, kesilebilir. Hak düşürücü süre için bu durum geçerli değildir. Ancak hak düşürücü süreler için mücbir sebebin varlığı halinde hakimin yeniden süre verme hususunda taktir yetkisi bulunmaktadır.

Av. H. Kübra KARA