Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan Marmara Denizi’nde ekolojik bir kriz yaşamaktadır. Altı aydan fazla bir süredir Marmara Denizi’nin sanayileşmiş kıyıları, “deniz salyası” veya müsilaj olarak bilinen kalın bir tabakayla kaplı. Bunun nedeni olarak ise denizdeki kirlilik ve yüksek sıcaklıklar, küresel ısınma olduğu söylenmektedir. Denizdeki kirliliği azaltmak adına 12 Haziran 2021’de Çevre Denetimi Yönetmeliği yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Yeni yönetmelik pek konuyu içerecek derecede geniş ama en önemlisi gemilerin neden olduğu deniz kirliliğinin denetimi kapsamaktadır.
Yönetmeliğe göre Belediyeler tarafından özel bir denetim ekibi oluşturulacak ve kara, deniz ve hava desteği ile deniz yüzeyinin izlenmesi artırılacaktır.
Bir önceki düzenleme, yalnızca video görüntüleri veya hava fotoğraflarının kirlilik cezasının mahkeme tarafından verilmesi için yeterli olmadığından “kirli alanın parmak izi analizinin yapılması ve iddia edilen kaynağın bu bulguları desteklemesi gerektiği” şeklinde yorumlanıyordu. Eşleşen analiz kaydı olmaması nedeniyle, görsel deliller somut ve kesin delil olarak kabul edilmemiş ve mahkemeler Belediyeler tarafından verilen para cezalarını iptal etme eğiliminde olmuştur.
Yeni Yönetmelik açıkça görsel delilin kurallara uygun olarak kaydedilmesi durumunda, denizi kirleten gemilere para cezası verilebilmesi için numune alınmasına gerek olmadığını belirtmektedir.
Yönetmeliğe göre, denizi kirleten geminin alıkonulmaması için halen geçerli bir teminat olarak sigortacının taahhütnamesi kabul edilmektedir.
Yeni yönetmelikle birlikte armatörler ve P&I kulüpleri, kirlilik cezalarından kaçınmak için yerel kurallara ve kulüp tavsiyelerine/rehberlerine uyulması konusunda daha sıkı özen göstermeleri gerekecektir.
