+90 232 445 01 24
·
[email protected]

Sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçlar ve izlenebilecek hukuki yollar

  1. SAĞLIK ÇALIŞANLARINA KARŞI İŞLENEN SUÇLAR

Sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçlar ile son yıllarda sıklıkla karşı karşıya kalınmış olup sağlıkta şiddet toplumsal bir yara haline gelmiştir. COVID-19 adlı virus ile mücadele ettiğimiz bu günlerde her zamankinden daha fazla kıymetini bilmemiz gereken, sağlık hizmetlerinin her alanında bizler için fedakarca çalışan sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı şiddet olayları bizleri derinden üzmektedir. Sağlık çalışanlarının güvenlik haklarının ihlaline sebep olan bu suçlar çoğunlukla tehdit, hakaret, kasten yaralama ve görevi yaptırmamak için direnme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yaşanan şiddet olaylarının toplumu bu denli rahatsız eden bir hal almasının ardından 17 Nisan 2020 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7243 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçlara ilişkin olarak bazı yeni düzenlemelere gidilmiştir. Buna göre; Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan kasten yaralama (madde 86), tehdit (madde 106), hakaret (madde 125) ve görevi yaptırmamak için direnme (madde 265) suçlarında ilgili maddelere göre tayin edilecek cezalar yarı oranında arttırılmıştır. Yürürlüğe giren bu düzenleme ile sağlıkta şiddete karşı cezaların caydırıcılığı ile mücadele edilmek istenmiştir. Bunun yanında Türk Ceza Kanunu’nun 51. Maddesinde düzenlenen cezaların ERTELENMESİNE ilişkin hükümlerin yukarıda saydığımız suçların sağlık çalışanlarına karşı işlenmesi halinde uygulanmayacağı da belirtilmiştir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmayacağı yönünde bir düzenleme getirilmemiştir.

Hekimlerin hipokrat yemini ettiğini hepimiz biliyoruz. Bu kapsamda insan hayatını her şeyin önüne koyarak dil, din, ırk gözetmeksizin bütün hastaları ile aynı özveri ile ilgilenmeleri gerektiğini de biliyoruz. Peki, hekimin, gözetimi altında bulunan hasta veya bu hastanın yakını tarafından şiddete maruz kalması durumunda o hasta ile ilgilenmesi zorunlu mudur? 17 Nisan 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7243 sayılı kanunda getirilen bir diğer değişiklik ile hekimin hasta veya hasta yakını tarafından şiddete maruz kalması durumunda hastanın, olayın gerçekleştiği özel veya kamu kurluşunda bulunan başka bir hekim tarafından muayene edileceğinin altı çizilmiştir. Kanun, hekimin failine bakma yükümlülüğü altına girmesinin önüne geçerken insan sağlığını her şeyin önünde tutma anlayışına dayanarak hastanın aynı kurumdaki başka bir hekime yönlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

B) SAĞLIK ÇALIŞANLARININ İZLEYECEBİLECEKLERİ HUKUKİ YOLLAR

1. Ceza Davası Bakımından

Ceza davaları kamu davası niteliğinde olup mağdurun bizzat davayı takip etme zorunluluğu bulunmayan davalardır. Ancak, mağdurun davaya katılması olayın aydınlatılması açısından önem arz edebilmektedir. Sağlık çalışanı, kendisine karşı Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç işlendiğinde ileride ispat sorunu ile karşılaşmamak adına ilk olarak etrafta bulunan ve olaya tanıklık eden kişiler ile birlikte tutanak tutmalıdır. Böyle bir tutanağın varlığı tanıkların belirlenmesi ve olayın aydınlatılmasında büyük önem taşıyacaktır. Tutanak tutma imkanı bulunmayan sağlık çalışanı olayı gören kişileri belirlemeli ve tanık olarak mahkemeye bildirmelidir. Bir kimsenin mahkemeye tanık olarak bildirilmesinden sonra zorunlu olarak mahkemeye gidip ifade vermesi gerekmektedir. Bu nedenle toplumda bilinenin aksine tanık olarak bildirilecek kişilerden rıza alınması gibi bir gereklilik bulunmamaktadır.

2. Tazminat Davası Bakımından

Sağlık çalışanı kendisine karşı işlenen suçlar nedeniyle elbetteki manevi anlamda da zarar görmektedir. Bunun yanında, olay nedeniyle yaptığı tedavi masrafları olay sırasında zarar gören eşyalarının olması gibi durumlarda maddi zarar da görebilmektedir. Ceza davasının sonucunda sanık suçu ispatlandığı taktirde ceza almaktadır ancak şiddete maruz kalan sağlık çalışanın zararları sanığın cezalandırılması ile ortadan kalkmamaktadır. Burada izlenmesi gereken hukuki yol tazminat davası açmaktır. Sağlık çalışanu maruz kaldığı zararın tazminini isteme hakkına sahiptir.

Tazminat davası, ceza davası gibi kamu davası niteliğinde olmadığından şiddet gören sağlık çalışanı tarafından takip edilmelidir. Sağlık çalışanına karşı işlenen suça ilişkin açılan ceza davasının sonucunda kesinleşen karar tazminat davası açısından kesin delil teşkil etmektedir. Hukuk hakimi, Hukuk hakimi, olayı yeniden incelemeden ceza davasındaki kesinleşen karara bağlı olarak değerlendirme yapacaktır. Bu nedenle yukarıda da belirttiğimiz üzere ceza davasında mağdurun davaya katılması önem arz etmektedir. 06.06.2021

Av. H. Kübra KARA