İkrar, vakıalara ilişkindir, doğruluğunun mahkemeye beyan edilmesidir. İkrar bir hukuki işlem benzeridir. İkrar beyanı, diğer tarafı ispat yükünden kurtarır ve HMK m. 187’ye göre ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. Re ‘sen araştırma ilkesinin olduğu davalarda ikrar, geçerli değildir.
İkrar ; basit ikrar, vasıflı ikrar, bileşik ikrar olmak üzere 3 ‘e ayrılır.
Basit ikrarda, ekleme yapılmaksızın doğruluğu beyan edilmekte, karşı taraf ispat yükünden tamamen kurtulmaktadır.
Vasıflı ikrarda ise, karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğruluğu ikrar edilmekle birlikte vasfı tartışılmaktadır. Vasıflı ikrarda, ispat yükü halen davacı taraftadır. Örneğin, Ödünç sözleşmesi olması halinde, davacı ana yol olarak ödünç sözleşmesini ispatlayabilir. Yan yol olarak davacı borçlu olmadığını, hiç borçlanmadığını ispatlaması gerekir. Davacı ispat imkansızlığı içerisindedir. İspat yükü davacıdadır. Delil ikame ve somutlaştırılması için aydınlatma yükümü çerçevesinde ispat yükü karşı tarafa davalıya görmesi hakim eliyle sağlanabilir. Hakim eliyle ispat yükünün karşı tarafa geçirilmesi belirsiz menfi vakıalara ilişkindir .Belirsiz menfi vakıa mevcuttur.
Bileşik ikrar; bağlantılı bileşik ikrar, bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Bileşik ikrarda, karşı tarafın ileri sürdüğü olay kabul edilmekle birlikte, bağlantılı veya bağlantısız bir olay ileri sürülmektedir. Bağlantılı olay örnek olarak çoğunlukla karşımıza ödedim defisi olarak, bağlantısız bileşik ikrar ise takas defisi olarak karşımıza çıkmaktadır.
HMK m. 190’a göre ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bileşik ikrarda, olayı ileri süren taraf lehine hak çıkaran taraf olduğuna göre kendisi ispat yükü altına girmektedir.
Kabul ise, davalının, karşı tarafın açtığı davada ileri sürdüğü talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul tek taraflı irade beyanı ile tamamlanır, davacının veya mahkemesinin kabulüne gerek yoktur. Kabul, tarafların tasarruf edebilecekleri davalarda sonuç doğurur.
İkrarda ileri sürülen vakıalar kabul edilir ve davayı sona erdirmez. Kabul kesin hüküm gibi sonuç doğurur, hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir. Şekil koşuluna bağlı dava işlemleri varsa ikrar etmek mümkün değilken, davanın kabulü mümkün olmaktadır.
