1475 sayılı İş Kanununun 14. Maddesinin 1. Fıkrasının 4. Bendine göre iş akdinin işçi tarafından “bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla” feshedilmesi de kıdem tazminatı hakkının doğumuna yol açar. Ancak burada diğer fesih türlerinden farklı olarak işçiye yüklenmiş bir yasal prosedür söz konusudur. Buna göre işçinin emeklilik sebebiyle iş akdini feshetmesi yeterli olmayıp hak kazandığına dair belgenin işverene verilmesi gerekir. İşçi aylık veya toptan ödemeye hak kazandığını ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için SGK’ya başvurduğuna dair belgeyi işverene sunmalıdır. İşçinin bu başvuru neticesinde kendisine aylık bağlanıp bağanmadığı veya toptan ödemenin yapılıp yapılmadığı kıdem tazminatı açısından önem arz etmez.
1475 Sayılı yasaya 4447 Sayılı yasa ile eklenen 5. bentte, “506 Sayılı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle” işçilerin kıdem tazminatına hak kazanabileceği hükme bağlanmıştır.
Düzenlemenin amacı, prim ödeme ve sigortalılık süresi yönünden emeklilik hakkını kazanmış olsa da, diğer bir ölçüt olan emeklilik yaşını beklemek zorunda olan işçilerin, bundan böyle çalışma olmaksızın işyerinden ayrılmaları halinde kıdem tazminatı alabilmelerini sağlamaktır.
İşçinin emeklilik nedeniyle feshinin ardından yeni bir iş bularak çalışması kıdem tazminatı hakkı önünde bir engel oluşturmaz. Ancak işçi, sözleşmeyi feshetmeden önce başka bir iş bulmuş ve daha sonra emeklilik nedeniyle sözleşmeyi feshetmişse bu Medeni Kanun’un 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olduğundan kıdem tazminatı alması mümkün değildir.
Av.H. Kübra KARA
