tr+90 232 445 01 24
·
info@ogislaw.com

Muhtesatın aidiyetinin tespiti davası nedir?

Taşınmaz Üzerinde Malik Olmayan Biri veya Paydaşlardan Biri Tarafından İnşa Edilmiş Bir Yapı Bulunması Halinde Taşınmazın Satışı Hangi Esaslar ile Yapılmalıdır?

Muhtesat Ne Anlama Gelmektedir?

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasıyla ilgili olarak öncelikle muhdesat kelimesinin ne anlama geldiğini açıklamak gerekmektedir. Muhtesat kavramı; bir taşınmaz üzerinde bu taşınmazın maliki olmayan bir kimse veya paydaşlardan biri tarafından inşa edilen, kalıcı olarak oluşturulmuş yapı ya da dikilen fidan (ekilen bağ/ dikilen bahçe) olarak tanımlanabilir. Taşınır eşyalar muhtesat kavramı içerisinde değerlendirilemez. Bu tanımlama doktrindeki genel görüşe göre yapılmakta olup Türk Medeni Kanunu içerisinde “muhtesat” kavramına yer verilmemiştir. Her ne kadar bu kavrama direk olarak yer verilmemiş olsa da Türk Medeni Kanunu’nun 722’nci ve devamı maddelerinde bir kimsenin başkasının arazisinde kendi malzemesini kullanarak yapı yapması veya kendi fidanını kullanarak ağaç dikmesi durumu düzenlenmiştir. Bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nda muhdesatı oluşturan kişilerin hak ve taleplerine ilişkin bir düzenlemenin bulunduğu söylenebilir.

Muhtesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Hangi Şartlarda Açılabilir?

Bu dava, bir taşınmazın üzerindeki yapının/fidanın kendisine ait olduğunu iddia eden kişi tarafından açılabilir. Tespit davası niteliğinde olup ancak hukuki yararın bulunması halinde açılabilir. Öğretide genel görüşe göre; taşınmaz hakkında derdest olan bir ortaklığın giderilmesi davasının veya kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması durumunda güncel hukuki yararın varlığı kabul edilir.

Kimlere Karşı Açılabilir?

Dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarında yer alan tüm malikler davalı olarak gösterilmelidir. Maliklerden ölen varsa dava mirasçılarına yöneltilebilir. Paydaşlardan açıkça muhtesatı kabul edenler var ise, dava bu kişilere karşı açılamaz. Yalnızca muhtesatı kabul etmeyen paydaşlara yöneltilir.

Dava Açma Süresi Nedir?

Muhtesatın aidiyetinin tespiti davalarında kanunda özel olarak belirlenmiş bir zamanaşımı süresi yoktur. Ortaklığın giderilmesi davası sırasında açılacak bir muhtesatın aidiyetinin tespiti davası söz konusu ise; işbu dava sırasında muhtesat iddiasında bulunulur. Taraflardan herhangi biri muhtesat iddiasına yönelik itirazda bulunursa, hakim tarafından muhtesatın aidiyetinin tespiti davası açmak üzere süre verilir. Bu süre içerisinde dava açılmazsa bir daha muhtesatın aidiyeti iddiasında bulunulamaz. Süresi içerisinde muhtesatın aidiyetinin tespiti davası açılırsa işbu dava ortaklığın giderilmesi davasında bekletici mesele yapılır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup taşınmazın bulunduğu yer mahkemeleri yetkilidir.

Muhtesatın Aidiyetinin Tespiti Davasına İlişkin Genel Açıklamalar

İspat yükü muhtesat iddiasında bulunan kişiye aittir. Bu davayı açan taraf muhtesatın kendisine ait olduğunu elindeki somut deliller ile ispat etmek zorundadır. Peki, muhtesatın aidiyeti tespit edilirken hangi hususlar dikkate alınır?

Yargıtay’ın 20. Hukuk Dairesi’nin 2017/10624 E., 2019/1331 K. sayılı kararında; “muhtesatın bir kısım paydaşlara aidiyeti konusunda tapuda bir şerh veya paydaşlar arasında bir ittifakta söz konusu olmadığı halde yerinde olmayan gerekçelerle tapudaki arsa paylarından farklı oranlarda satış bedelinin paylaştırılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı” görüşü benimsenmiştir. Buradan hareketle, paydaşlar arasında ittifak bulunduğuna ilişkin somut deliller sunulması veya tapuda muhtesatın paydaşlara ait olduğuna ilişkin şerh bulunması durumunda muhtesatın aidiyeti hususunun ispat olunabileceği anlaşılmaktadır.

Sonuç ve Değerlendirme

Davacı muhtesatın aidiyeti ispat ederse, muhtesat sahibinin hakkı tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilecektir. Bunun yanında işbu dava şayet ortaklığın giderilmesi davası derdestken açılmış ise, muhtesatın arzın değerinde bir artış meydana getirip getirmediği belirlenir. Arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarın muhtesata isabet ettiği % oran kurularak belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi ise bu oranlara göre yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan kısım ise paydaşlar arasında payları oranında dağıtılır.

Dava sonucunda muhtesatın aidiyeti tespit edilemezse, ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaz tüm bütünleyici parçaları ile birlikte satılarak, elde edilen bedelin paydaşlar arasında payları oranında dağıtımı yapılır.

Yukarıda işbu dava da karşılaşılacak genel sorunlardan ve ispat noktasında hangi hususların dikkate alınacağından bahsedilmiştir. Ancak işbu dava, konusu itibari ile geniş çaplı araştırma gerektirmekte olup her somut olay içerisinde farklı hukuki sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle uzman bir avukattan hukuki yardım alınması tavsiye olunur.

Daha fazla bilgi için info@ogislaw.com adresimize mail atabilirsiniz.

08.05.2021
Av. H. Kübra KARA